Torchlight III - İnceleme

16.10.2020 16:58 Özgür Eroğlu


Diablo 3 çıktığında İstanbul’da düzenlenen etkinliği belki aranızda hatırlayanlar vardır. Daha öncesini çok da hatırlamamakla birlikte o etkinliğin, Türkiye’deki ilk oyun etkinliklerinden biri olduğunu hatırlıyorum. Yani Diablo 1 ve Diablo 2’nin ülkemizde bile ne kadar sevildiğini bu etkinlik tek başına anlatabiliyor. Ne yazık ki Diablo 3, çoğu oyuncu için etkinliğin verdiği keyfin yarısını bile veremedi. Sonradan çeşitli ek paketlerle güncellemelerle oyun toparlansa da ilk çıktığı dönemde eleştirilmişti. Ben de o eleştiren oyunculardan biriyim. Diablo 3’e anlık bir kızgınlık duyunca o tarzda yeni bir oyun aradım bir süre. Sonra da karşıma o zamanlar çok tanınmayan Torchlight serisi çıktı. Torchlight serisinin ikinci oyunu, Diablo 3’ten sadece birkaç ay sonra yayınlandı. Genel yorumlara bakıldığında da başarılı bir oyun gibi duruyordu. Ben de Diablo 3’ün hevesimi kursağımda bırakmasından dolayı bir şans verdim. Diablo 2’nin yeri bende ayrıdır. Yıllarca oynadım, yüzlerce saatimi harcadım. Diablo 3’ten istediğim keyfi alamamam da haliyle çok daha fazla üzmüştü. Torchlight 2’den de öyle büyük bir beklentim yoktu. Diablo 3’ten iyi olsun yeterdi benim için. Daha düşük beklentiyle oyuna girdim ve oynamaya başladım. Evet, kesinlikle Diablo 3’ten daha iyiydi, hatta neredeyse Diablo 2 kadar iyiydi. Elbette Diablo 2 kadar iyi değildi ama aynı keyfi veriyordu. Oyunun tek başına halinin güzel olması yetmiyormuş gibi ilerleyen süreçte çıkan çeşitli modlarla da oyun çok ama çok daha keyifli bir hale geldi.

Aynı Diablo 2 gibi saatlerce oynadığım Torchlight’ın üçüncüsü de geçtiğimiz yıllarda duyuruldu. Ancak bazı olumsuz gelişmelerin ardından oyun duyuruldu. İlk iki oyunu geliştiren Runic Games ki kendileri aynı zamanda Hob isimli oyunun da geliştiricileri, ne yazık ki stüdyoyu kapatmak zorunda kaldı. Oyunun hakları da Runic Games’in bir üst kuruluşu olan Perfect World Entertainment’a kaldı. Her yayıncı şirket gibi Perfect World Entertainment da iyi satmış bir oyunun stüdyosu kapansa bile başka bir stüdyoya oyunu emanet etmeye karar verdi. Oyunu geliştirmesi için Echtra Inc. ile yani daha önce Diablo ve Torchlight gibi oyunların üzerinde çalışmış olan Max Schaefer’ın kurduğu stüdyo ile anlaşıldı. Evet, ilk bakıldığında yine aslında bu türü bilen benzer çalışanların olduğu bir stüdyoya emanet edildi proje. Ancak ne yazık ki ana kadronun olmaması bu projeyi kötü etkilemiş.

Torchlight 3, geçtiğimiz aylarda erken erişime açıldı, ancak erken erişim için ilk yorumlar oldukça olumsuzdu. Erken erişim diyerek bu durumu geçebiliriz ama geçtiğimiz gün de oyunun tam sürümü yayınlandı. Elbette biraz düzelme var, ancak ne yazık ki oyunun bazı eksikleri var.


Oyunda 4 farklı karakter seçebiliyorsunuz. Bunlar Dusk Mage, Forged, Railmaster ve Sharpshooter. Kabaca bir bakarsak birisi yakın dövüşte, birisi uzak mesafeli silahlarda, birisi büyüde, birisi de tank olma yolunda ilerliyor. Karakterinizi seçtikten sonra bir RPG oyununda olduğu kadar değil ancak az da olsa karakterinizin görünüşünü değiştirebiliyorsunuz. Sonrasında da karaktere özel olarak seçtiğiniz yeteneklerle, elementlerle karakterinizin güçlerini de şekillendiriyorsunuz. Dediğim karakter yaratma ekranında öyle muazzam bir detay yok, ancak yine de yeterli seviyede. En azından seçtiğiniz karaktere ve özelleştirdiğiniz sınıfa göre oynanışta bariz bir değişim söz konusu. Karakterinizi seçtikten sonra evcil hayvanınızı da seçiyorsunuz. Başlangıçta sadece 3 seçenek bulunuyor; baykuş, köpek ve alpaka. Oyun içerisinde ise sonradan ödül olarak veya satın alarak Chakawary, kedi, Dragonling, kurt ve kartal alabiliyorsunuz. Her hayvanın da farklı renkleri bulunuyor.

Oyuna başladıktan sonra hemen kasaba merkezini düşman istilasından yani goblinlerin elinden kurtarmanız gerekiyor. Orayı kurtardıktan sonra orası sizin asıl merkeziniz oluyor. Yani eşya alıp satabildiğiniz ve görevlerinizi alabildiğiniz nokta oluyor. Yine oyun harita harita şeklinde yapılmış. Yani bir haritayı açmak için ondan önceki bölgeye gidip oradan geçmeniz gerekiyor. Yeni bölgeye gittiğinizde de waypoint noktasını bularak bir sonraki gitmek istediğinizde direkt ışınlanarak gidebiliyorsunuz.


Oyunun oynanış kısmına gelelim. Elbette seçtiğiniz karaktere göre her karakter farklı özelliklere sahip oluyor. Klasik olarak düz vuruşunuz oluyor ve onu tuşa basma hızınız ne kadarsa o kadar kullanabiliyorsunuz, ancak tahmin edebileceğiniz gibi hasarı düşük. Bunun dışında bir de ağır saldırı olarak bir yetenek geliyor, ancak dediğim gibi bu tarz yetenekler tamamen size kalmış durumda. Yani ağır saldırı yeteneğini hiç açmayıp tamamen büyü yeteneklerinize yönelebilirsiniz. Yeteneklerinizi koyabildiğiniz bar kısmında 9 kutu bulunuyor, ayrıca bir adet düz saldırı bir adet de ağır saldırı için ekstra iki kutunuz daha bulunuyor. Yani aslında bolca yetenek ekleyebilirsiniz. Tabii bunun için çok fazla seviye atlamanız gerekiyor. Her ne kadar 9 tane kutu olsa da orayı doldurmanız ve o güçleri geliştirmeniz demek, çok fazla saat demek. Yine de elbette yapabiliyorsunuz. Toplamda 5 farklı yetenek sayfası bulunuyor ve her sayfada birbirinden farklı aktif ve pasif yetenekler mevcut. Sayfalar kullandığınız silaha ait yetenekler, element yetenekleriniz; bunda da büyüye yakın şeyler yapıyorsunuz ve hayvanınızı geliştirebildiğiniz yetenekler olarak ayrılıyor. Dediğim gibi eğer bolca seviye atlar ve yetenek puanı biriktirirseniz tüm yetenekleri açabilirsiniz. Örneğin, silahınızla ilgili yeteneğinizi geliştirip ileri seviye yetenekleri açmak istiyorsanız, öncelikle o yetenek sınıfındaki düşük yeteneklere puan harcayıp genel olarak o kısmı geliştirmeniz gerekiyor. Yani puan konusunda biraz dikkatli ve odak gitmek zorunda kalıyorsunuz aslında. Hayvan konusuna gelirsek de öyle yanınızda sadece gezen ve tatlı tatlı duran bir hayvan olarak durmuyor. Saldırılarınızda size ciddi anlamda yardımcı oluyorlar ve hayvanınızı seçerken de özelliğine göre seçmeniz gerekiyor. Kısaca bu yetenek ve geliştirme kısmı oldukça keyifli, oyunun başarılı olduğu kısımlardan birisi.

Tabii yetenekler ve yeteneklere göre oyunu kişiselleştirmek keyifli evet, ama oynanış kısmında ne yazık ki o kadar da keyifli değil, en azından bir süre. Evet, çeşitli yetenekler kazanıyorsunuz, isteğine göre geliştirebiliyorsunuz, ancak savaş kısmına gelince oyunun o kadar da keyifli olmadığı ortaya çıkıyor. Daha önceki oyunlarda düşmanlarla savaşa girdiğinizde belirli bir taktik geliştiriyordunuz. Hangi yeteneği ne zaman kullanacağınızı, hangi sırayla kullanacağınızı ve bunun gibi konuları düşünüyordunuz. Bu oyunda ne yazık ki sadece tuşlara basıyorsunuz. Cooldawn’ı biten yeteneği kullanıyorsunuz. Torchlight oyunlarında ortalık her zaman karışık olurdu ama bunda her anlamda karışık. Oynanış anlamında ne yazık ki oyunda bir derinlik yok, bunun yerine basitlik ve karmaşa var. Bu durum aslında düşmanlar için de geçerli. Oyunun ilk 3, 4 saatinde hep aynı tarzda düşmanlar bulunuyor. Bu düşmanları da hep aynı şekilde geçiyorsunuz. Yani bosslar’da öyle ekstra bir çabaya girmenize gerek yok. İlk bir, iki boss’u geçtikten sonra olayı kavrıyor ve nasıl geçeceğinizi anlayabiliyorsunuz. Aynı şekilde haritalar da öyle. Farklı bir bölgeye gittiğinizi anlamanız oldukça zor. Oyunun ilk birkaç saatinde sanki hep aynı yerde oynuyormuşsunuz gibi. Genel olarak harita tasarımları, çizimler gayet başarılı ama farklı bir yere gittiğinizi pek hissettiremiyor ne yazık ki. Oyunun ilk 4 saati geçtikten sonra oyun her anlamda daha keyifli bir hale geliyor bu arada. Ancak bir oyunun keyifli hale gelmesini 4 saat beklemek mantıklı mı, bilmiyorum. Şunu da belirteyim, daha keyifli hale geldiğinde bile Torchlight II’den daha keyifli değil.
Son olarak da oyunun çevrimiçi modundan kısaca bahsedeyim. Oyunun tek kişilik modunu dilerseniz arkadaşlarınızla da oynayabiliyorsunuz. Ancak şuna dikkat etmenizi öneriyorum; oyun, grubunuzdaki insan sayısına göre zorluğu dengelemiyor. Bu yüzden siz hangi zorlukta oynayacaksanız, gelen arkadaş sayınıza göre zorluğu arttırın. Ayrıca küçük de bir tavsiye ekleyeyim buraya. Oyundan daha fazla keyif almak istiyorsanız Railmaster karakterini seçin. Onunla oynamak çok daha keyifli.


Ayrıca oyunda bir de kale sistemi bulunuyor. Oyunun içerisinde sadece silah, zırh ve altın değil, odun ve metal gibi şeylerde toplayabiliyorsunuz. Bu şekilde de kendi kalenizi geliştirebiliyorsunuz. Kalenizin içerisinin tasarımı ve düzeni tamamen size kalmış. Oyundan alınan keyfi arttırıyor diyemem, ancak güzel bir özellik olmuş. Özellikle bu tarz şeyleri seven oyuncuların hoşuna gidecektir.

Oyunda toplayabildiğiniz eşyalardan bahsetmişken bazı küçük olumsuzluklardan bahsetmek istiyorum:

- Oyunda sürekli yeni eşyalar düşüyor ve gayet çeşitli eşyalar. Ancak envanteriniz kısıtlı olduğu için düşen her eşyayı alamıyorsunuz. Bu durumda da envanterinizden bir şeyleri atmanız gerekiyor. Ancak düşen eşyayı almadan önce özelliklerinin nasıl olduğunu göremiyorsunuz. Bu yüzden başka bir eşyayı atarak küçük bir kumar oynuyorsunuz. En azından yere düşen eşyanın özelliklerini kısaca gösteren bir pencere açılabilirmiş.
- Oyunda eşya alma kısmı çok yetersiz. Düşürdüğünüz eşyaları rahatlıkla satabiliyorsunuz, ancak pazardan eşya satın almak mantıksız. Çünkü düzgün eşyalar yok.
- Oyunun çok oyunculu modunda arkadaşınızla bir araya gelmek başlangıçta zulüm. Görevleri bir kişinin yapması yeterli değil, bazı görevleri gruptaki herkesin ayrı ayrı yapması gerekiyor.
- Kamera açısını değiştirememek kötü olmuş. Oyunun kontrolünü tam anlamıyla elinizde tutamıyorsunuz gibi geliyor.


Oyunun hikayesinden de bahsetmek isterdim, ancak sizi öyle alıp sürükleyen bir hikaye mevcut değil ne yazık ki. Oyun sanki bir MMO oyunu gibi görevler veriyor size ve hikayesi var demek son derece yanlış olur. Oyunun MMO gibi olmasının en büyük sebebi de oyunun ilk başta MMO olarak tasarlanıp tepkiden dolayı vazgeçilmesi. Bu yüzden ikinci oyunun verdiği tadın da kesinlikle yanına yaklaşamıyor.

Grafik anlamında başarılı bir oyun var karşımızda. Çizimler, tasarımlar son derece başarılı. Teknik anlamda da bir hata yok. Bir çizgi film ile neredeyse aynı grafiklere ve ayrıntılara sahip. Düşman ve karakter tasarımları da aynı şekilde kaliteli. Aynı grafikler gibi oyunun sesleri de son derece güzel. Karakterlerin, silahların, büyülerin ve çevrenin sesleri de sanki bir çizgi filmdeymişsiniz gibi hissettiriyor. Müzikler de ortalama diyebilirim. Öyle akılda kalıcı müzikler ne yazık ki yok, ancak arka planda çalan gayet güzel müzikler var.


Toparlamak gerekirse ne yazık ki Torchlight III konusunda hayal kırıklığına uğradım. Diablo tarzı bir hava beklerken sanki League of Legends oynuyormuş gibi hissettim. Bu türün ne yazık ki biraz yeniliğe ihtiyacı var, ancak bu oyunda yenilik yapmak yerine, oyunu MMO’dan değiştirdikleri için ortaya pek de güzel olmayan bir şey çıkmış. İlerleyen süreçte ikinci oyunda olduğu gibi modlarla belki biraz daha keyifli hale gelebilir. Eski oyunları severek oynayanların, bu oyundan aynı tadı alacağını ne yazık ki düşünmüyorum. Yeni bir tat arayanların da üçüncü oyuna değil, ikinci oyuna bakması gerektiğini düşünüyorum. Her açıdan hala oynanabilir bir oyun. Hele ki üçüncü oyunun fiyatlarını düşünürsek şu an için alınabilecek bir oyun olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Mutlaka bir gün denemek gibi bir isteğiniz varsa ciddi bir indirime girdiğinde bakın.

Her şeye rağmen yine de oyunu satın almak isterseniz oyun şu anda PC, PlayStation 4 ve Xbox One’da mevcut. 22 Ekim’de de Nintendo Switch’e gelecek. Fiyatı gereği en uygun platform PC. Orada da 120,00 TL’ye satılıyor.
  

İlgili İçerik Oyunun Künyesi
Torchlight III Platformlar: PC PS4 XBOX ONE Geliştirici: Echtra Games Dağıtıcısı: Perfect World Entertainment Tür: Action RPG Çıkış Tarihi: Açıklanmadı
Künyenin Tamamını Görüntüle Yorumlar 1 Forumda Görüntüle
Yorum Yaz Forum Arayüzünde Yanıtla

Aşağıdaki formu kullanarak yorum yapabilirsiniz..

Üyelik Durumu Üyeyim Üye Değilim E-posta

Diğer Haberler
Cuphead DLC'si The Delicious Last Course 2021'e Ertelendi 18 Dk önce 2020 All-Star Etkinliği Katılımcıları Belirlendi! 1 Saat önce Steam Sonbahar İndirimi Başladı 1 Saat önce Watch Dogs: Legion Multiplayer 2021'in Başlarına Ertelendi 2 Saat önce PlayStation Plus Aralık 2020 Ücretsiz Oyunları 3 Saat önce